Peki, nasıl olacakta sabahın 7 sinde başlayan akşamın 6’sına kadar devam eder bu sıkıcı tempo içerisinde insan kendi hayatının limitlerini bulabilecek. İnsanların kendi içerisinde bir yolculuğa çıkabilmesi için de hayata 5 dakika mola vermesi gerekmez mi? Günümüz koşturmacası içerisinde herkes bir telaş içerisinde, fazla para kazanmak, geçimini sağlayabilmek, borçlarından kurtulabilmek ve kendine bir nefes alacak kadar zaman ayırabilmek… Tüm bunların peşinden koşturmaktan, insanlar kendi içlerinde dönüp gerçekten hayatta nerede olduklarını, ne karar verdiklerini ve hayatının ilerleyen yıllarında nerede olmak istediklerini düşünebiliyor mu?

Her sabah uyandığımda kalabalık semtin insanlarını izliyorum. Sabahın köründe metroda suratı beş karış oturan genci yaşlısı… Her biri küçükken hayaller kuran büyüdüğünde daha güzel bir hayat umuduyla gençliğine doğru hızla koşan insanlardı. Peki, ne oldu da ne zaman insanlar tam olarak hayallerinden vazgeçme ya karar verdiler… Bir filmde görmüştüm, başrol oyuncusu hayatta hiçbir istediğini başaramamış bir çalışanına, “hayallerini satman için aldığın ilk maaş ne kadardı? ” diye soruyordu. Fakat bugünkü koşturmacanın temel problemi bu da değil. İnsanların kendine vakit ayırmaktan vazgeçerek tamamen otomatik pilotla hayatlarını sürdürebilmeleri sağlayan temel problem aslında ilk düşünmeye başladığınız andan itibaren ortaya çıkıyor. Bir başkasının size empoze ettiği düşüncelerin üstelik negatif yönlü bu düşüncelerin esiri olmaya başladığınız ilk andan itibaren, hayallerinizden vazgeçtiğiniz günü yaşıyorsunuz. Çocukken uzaya gitmek, lüks arabalara binmek, süper güçlere sahip olmak için hayaller kuran bugünün yetişkinleri ilk kez bir başkasının yaşadığı yanlış hayat tecrübesinin kendisini aktarıldığı andan itibaren hayallerinden vazgeçiyor. Durumun bu kadar acı olmasının ve bilinçli bir şekilde ele alındığında çözülememesinin pişmanlığını yaşıyorum. Bir başkasının yaşantısında değişim, kendi sınırlarını ilk kez zorlamaya başladığında oluşacak, fakat küçük yaşlarda edindiği ilk düşünme tercümesi her seferinde üstün geliyor ve insanlar hayallerinden her gün biraz daha uzaklaşıyor.

Tekrardan çocukluk hayallerinize dönmek tekrardan sınırları olmayan bir yaşantı belirleyebilmek için yapılması gereken tek bir şey var. Küçük bir çocuğun kapının kenarlarından tırmanırken sahip olduğu kadar cesaret… Zamanla bize sonradan yaptırılan, aslında hiçbir zaman yapmak istemediğimiz birçok yükümlülerin altında girdiğimiz şu günlerde tekrardan beş yaşında bir çocuğun cesaretini ihtiyacımız var. İlk hayalleriniz, ilk hedefleriniz her neyse, tekrardan başa dönmenin tek yolu bir çocuğun kalbinde yatacak ufacık bir cesaret…

İnsan kendi sınırlarını zorlamaya başladığında hayatın kendisi için muhteşem bir parti olduğunu fark etmeye başlıyor.. Dünyaca ünlü kişisel gelişim uzmanı Anthony Robbins’in de söylediği gibi bizler duygularını kontrol edebilmeye başladığımız anda hayatı bambaşka bir gözle gören canlılarız.

Peki, insan kendi duygularını nasıl kontrol edebilir?

Bugün yazı içerisinde bulunan uzun satırları neden okuyorsunuz? Şu an çalışmakta olduğunuz işinize neden devam ediyorsunuz? Bugün sahip olmak istediğiniz, paranın satın alabileceği en önemli şeyleri neden bu kadar arzuluyorsunuz? İnanması her ne kadar güç gibi görünse de temelde tüm bu hedeflerinizin ve hayallerinizin amacı duygusal olarak kendinizi daha iyi hissetmek. Gerçekten ilk bakışta inanması son derece güç gibi görünse de bu hayatta aldığınız her bir kararın temel nedeni kendimizi daha iyi hissetmek amacı doğrultusundadır. Yıllarca okuduğumuz okul, her hafta yaptığımız spor aktiviteleri, okuduğumuz kitaplar, hoşlandığımız insanlar bunların tamamı kendimizi daha iyi hissetmek için uğraş içerisinde olduğunuz şeyler. İlk bakışta son derece bencilce gibi gözükse de birazcık derinde indiğiniz zaman temelde siz de bunun farkına varabilirsiniz. Birisi ev istediğinde, istediği şey dört duvarı olan, çatısı olan, musluklarından su akan bir oda değil.. Kişinin istediği şey ev sahibi olduğunda hissedeceği duygudur. Bu nedenlerden ötürü özellikle Türk kültüründe ev sahibi olmak başını sokacak güvenli bir ortam anlamına geldiği için, özellikle inşaat firmaları insanlara satışları bu duygusal etki üzerinden yapmaya çalışır. Her birimizin hayatta aldığı basit ya da zor kararların tamamı duygusal olarak kendisini daha iyi hissedebilmek amacıyla alındığı için aslında en büyük sorunlarımızın üstesinden gelmek, sadece duygularımızı ve düşüncelerimizi kontrol etmekle üstesinden gelinebilecek bir durumdur.

Kendi duygularını kontrol edebilmek için öncelikli olarak anlaman gereken tek şey duyguların nasıl ortaya çıktığıdır. İnsanların duygusal değişimlerini etkileyen önemli etmen, hayatları boyunca kurgulanmış oldukları program ve düşünceleridir. Çağımızın en büyük hastalığı olan kendini kurban ilan etme hastalığı, bu konuda çözüm arayan insanların en çok karşılaştığı problemler arasında yer almaktadır. Eğitimsiz olduğuna, ailesinin kendisine destek olmadığına, şanssız olduğuna inanarak binlerce muhteşem potansiyele sahip insan her gün potansiyellerinin çok daha altında bir hayat yaşamaya mecbur bırakılıyor. İşin ilginç tarafı kendisini kurban etmek hastalığına uzun süredir yakalanmış olduğundan dolayı limitlerini bir an için bile zorlamak aklına bile gelmiyor. NLP dilinde ego kodları olarak belirtilen bu durum, halk arasında huy olarak tabir edilir. İnsanın herhangi bir konu hakkında ne düşüneceğini önceden bile bilmemizi sağlayan, insanların davranışlarını önceden tahmin edebilmenizi sağlayan bu temel düşünce insanların küçüklüklerini de yaşamış oldukları olaylardan kaynaklanır. Burada sizde bir psikodrama yada NLP’ye giriş dersi vermeye çalışmıyorum. Sadece bugün yaşamış olduğunuz hayat küçüklükten beri ailenizin, televizyonların, etrafınızdaki dostlarınız ya da sizi etkileyen herhangi bir bireyin size empoze ettiği düşüncelerinin sonucu olarak yaşadığımız hayattır. Eşinizle çocuklarınızla dostlarınızla kurmuş olduğumuz ilişkilere dönüp baktığınızda, etrafınızda en çok vakit geçirdiğiniz 5 kişinin kendi çevresi ile olan ilişkilerinin tıpatıp aynısını yaşadığını görürsünüz. Enteresan bir şekilde aile ilişkileri kuvvetli olan, etrafımızda iş hayatında başarılı olan dostlarınız bulunuyorsa, sizin hayatınızda bu dostlarınızın hayatının ortalaması kadardır. Birçok insan bu bilincin farkında olmadığı için şansın insan hayatındaki en önemli faktör olduğunu düşünerek yıllarında geçirir ve kendini kurban ilan etme hastalığını her geçen gün güçlendirerek yaşamını devam ettirir. Bu makalenin başında bahsedilmiş olduğu gibi Limitlerin sınırlarını görebilmeniz için imkânsızı zorlamanız gerektiğini anlamanız ve bu konuda bir şeyler yapabilmeniz bireysel kontrol elinize aldığınız andan itibaren başlar. Tekbir makale okuduğunuz için “Tamam artık kendimi kurban olarak görmüyorum” demenizi beklemiyorum. Bununla birlikte yaşadığınız hayatın çevre koşullarından, etkisinde olduğunuz her insanlardan, aldığınız sürekli tekrarlanan tecrübeler sayesinde ortaya çıkmış olduğunuzu kavramanız önemlidir… Fark ettiyseniz yaşadığınız hayatı etkileyen faktörlerin son derece büyük bir kısmı tamamen değiştirilebilir unsurlara bağlıdır. Etrafınızdaki arkadaşlarınızın, hatta ailenizin içerisinde insanların sizin hakkınızda ne düşündüğünü çok fazla tecrübe ettiğiniz için şu an bulunduğunuz kişiyi yaşıyorsunuz. Bu durumun değiştirilmesi öncelikle bir karara bakar.

Yaşam değiştiren karar

Bir bireyin kendi yaşantısını değiştirebilmesi ve çok daha iyi bir hayata merhaba diyebilmesi için her şeyin öncesinde hayattaki bireysel sorumluluğunu fark edebilmesi ve değişim için bir karar alabilmesi gerekmektedir. Şu an bulunduğumuz konum hayatta olmak istediğiniz yerden çok uzak olabilir. Bu durumu sizi etkilemesine izin veriyorsanız, biraz önce bahsettiğimiz kendini kurban ilan etme hastalığının içerisindesiniz demektir. Yapmanız gereken ilk şey nerede başladığınızın bir öneminin olmadığını, önemli olanın nereye gitmek istediğiniz olduğunu fark etmenizdir. Hayatta hayallerine ve hedeflerine odaklanmış olan birini hiçbir dış sebep kati suretle durduramaz. Elinde hiçbir kuvvet de olmadığı, halde savaş gücü olmadığı halde, tamamen barış yöntemi ile İngiltere’ye diz çöktürmüş olan Gandhi bu konudaki başlıca örneklerdendir. Savaştan yorgun çıkmış bir millete liderlik yapma cesaretini göstererek, tamamen koşullar aksini iddia ederken bir milletin bağımsızlığını örgütleyen ,Mustafa Kemal’in durumu yine buna bir örnektir. Üstelik sizden Mustafa Kemal ve Gandhi ‘den çok daha şanslısınız. Çünkü savaşmanız gereken büyük devletler yok, sadece her gün aynada gördüğünüz kişiyle savaşmanız gerekiyor. Alışkanlıklar oluşturmalı yenilikler için kendinize bir fırsat vermeli ve hayatı öğrenmek ve tecrübe etmek için muhteşem bir fırsat olarak görmeye başlamalısınız. Başımıza gelen durumların % 95’ i sizin kontrolünüzdeyken, % 5’ i dışarıdan gelen etkenlere bağlıdır. Dışarıdan gelen etkilere vermiş olduğunuz tepkiler sizin hayata karşı duruşunuzu, daha önemlisi alışkanlıklarınız oluşturacaktır. Amerikalı ünlü psikiyatrist Milton Frog, yapmış olduğu çalışmalar sonucunda fark ediyor ki bir insanın yeni bir alışkanlık oluşturabilmesi ortalama olarak 21 ile 60 gün arasında bir süreç içerisinde oluşmaktadır. Bununla birlikte yeni bir alışkanlığın oluşabilmesi için bireyin öncelikle bilinçaltı seviyesinde bu alışkanlığı talep etmesi gerekir. Kısaca sizler sigarayı bırakmak istiyorsunuz fakat halk tabiriyle kafada bırakamıyorsanız muhtemelen bu durumdan kurtulamayacaksınız. Milton Frog’un, anlatmış olduğu 21 ile 60 gün arasında devam edecek olan alışkanlık oluşturma sürecinde karar verdiğiniz andan itibaren limitlerinizi zorlamaya bilinçaltı ile başlamanız gerekir. Her gün karşılaştığımız problemlere karşı olan bakış açınızı hayatı tecrübe etmek ve eğlenmek olarak ayarladığınızda değiştirmek istediğiniz en büyük alışkanlığımızın bile başlangıcını bilinçaltı seviyesinde verebilirsiniz.

Bireylerin kendi hayatında yaratacaklar büyük değişiklikler için, öncelikli olarak küçük adımlar atılmalı ve basit doğru alışkanlıklar edinilmelidir. Hayatınızda oluşturacağınız alışkanlık değiştirme başarısı tıpkı bir kas gibi sürekli gelişme gösterecek ve sizler istediğiniz insan formuna kavuşmaya başlayacaksınız. İşte bu çalışmanın adı limitlerinizi görmek için imkânsızı zorlamak anlamına gelmektedir.

Daha iyi bir hayat kolay değil

Motivasyon konuşması gibi gözükse de sizlerin hayatında yapacakları ufak ya da büyük değişimlerin kolay olacağını söyleyemem. Tıpkı araba sürmeyi sıfırdan öğreniyor gibi alışkanlıklarınızı değiştirebilmek de benzer bir süreç içerisinde gelişecektir. Kendinizi olduğunuzdan daha iyi bir birey haline getirdiniz için yapacağınız sürekli değişim ve süreklilik çabalama meyvelerini uzun dönemde verecek ve mevcut hayatınız içerisinden sıyrılarak hayallerinize doğru koşmaya başlayabileceksiniz. Gerçekten yaşama tekrardan tutunabilmek tüm ümitlerimizi kaybettiğimiz onlar da her şeyi tersine çevirebilmek küçük adımlarla başlayacak bir yolculuktur.

Bu yolculukta en çok ihtiyaç duyacağınız şey bakış açınızın sürekli kontrol altında tutmaktır. Kendinize izin verdiğinizde şu anki yaşadığınız hayatın içerisindeki girdaba gireceğinizi fark edin. Kendinizi kötü hissettiğinizde başınıza gelen bir olayı olumsuz bir açıdan yorumladığını sen farkında olun. En büyük ve en acı durumlar içerisinde bile bunu doğru bir bakış açısıyla görebilme ve tekrar yolunuza kaldığınız yerden devam edebilme yeteneklerine erişmeniz kısa zaman içerisinde gelişmeyecek. Fakat daha yolun başında elde edeceğiniz muhteşem bir fikir sizlerin bu yolda kontrollü bir şekilde devam etmesini sağlayacaktır. Ne zaman kötü hissedersiniz hemen kendinize dönerek başınıza gelmiş bir olayı yanlış yorumladığınızın farkına varın. Size tekrardan kendinizi iyi hissettirecek bir nokta bulup olayı yorumlayın. Tekrardan gerçekten yürekten iyi hissetmeye başladığınızda ilk gelişiminizi tamamladığınız anlamına gelir. Son derece eğlenceli ve bir o kadarda zor olan süreçte limitlerinizi görebilmek için imkânsızı zorlamaya sizleri davet ediyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here